Karadeniz Havzası'ndaki Nehir Deltalarında Ekosistem Hizmetleri

TURKEY

Vatandaş Bilimi Bilgi Notu

KIZILIRMAK DELTASI: Genel Bakış

Kızılırmak Deltası, Türkiye'nin en büyük ve en önemli delta alanlarından biridir. Toplamda 56.000 hektarlık bir alanı kapsayan deltanın yaklaşık 11.600 hektarı doğal ve yarı-doğal sulak alanlardan oluşmaktadır. Deltadaki sulak alanların toplamı 11.580 hektar (açık su yüzeyleri, tatlı ve tuzlu su bataklıkları, ıslak çayırlar ve mera alanları), kıyı ve Kumul alanları 2.330 hektar (plajlar ve kıyı kumulları)’dır. Deltanın kıyısal alanlarında uzunluğu 200-300 metreye, yüksekliği ise 7-8 metreye ulaşan kumullar bulunmaktadır. Deltadaki orman alanları farklı kategorilere ayrılmıştır. toplam karasal orman miktarı 3.100 hektarlık orman, 1.850 hektarı subasar (longoz) ormanı, ve 1.250 hektarı geniş yapraklı ormanlardan oluşur (Şekil 1). Deniz, nehir, göl, sazlık, bataklık, çayır, mera, orman, kumul ve tarım alanlarının bir arada bulunması, deltayı eşsiz bir biyolojik çeşitlilik merkezi haline getirmiştir. Kızılırmak Deltası, Karadeniz kıyısında delta özelliğini kaybetmemiş tek sulak alandır. Bu önemi nedeniyle farklı uluslararası ve ulusal koruma statülerine sahiptir. Deltada halen var olan koruma statüleri sırasıyla;

  1. RAMSAR Alanı: 22.000 hektarlık alan 1998 yılında RAMSAR alanı ilan edilmiştir. 

  2. Yaban Hayatı Geliştirme Sahası: 5.174 hektarlık alan bu statüde korunmaktadır.

  3. Su Kuşları Yaşam Alanı: 1994 yılından bu yana su kuşları için kritik habitat olarak tescillidir.

 

Samsun ilinin 19 Mayıs, Bafra ve Alaçam ilçeleri sınırları içinde yer alan Kızılırmak Deltası’nda, Kızılırmak Nehri'nin her iki yanında denize paralel uzanan birçok lagün karakterli göl bulunmaktadır. Deltada bulunan başlıca göller,  Balık Gölü (1389 ha), Çernek Gölü (589 ha), Liman Gölü (322 ha), Karaboğaz Gölü (295 ha), Uzun Göl (293 ha), Gıcı Gölü (125 ha) ve Tatlı Göl (52 ha)’dır. Bu göllerin bazıları tatlı su karakteri bazıları acı su kaarkterli bazıları ise tuzlu su karakterindedir. Tatlı ve Gıcı gölleri tatlı su karakterlidir. Diğer göllerin zaman zaman denize açılan ağızları bazılarında ise denizle bağlantısı dar kanallar aracılığıyla sağlanmaktadır. Yaz aylarında ise dönemsel gölcükler ve küçük su havzacıkları kurumaktadır.

Kızılırırmak Delta göllerinde toplam 35 balık türü tanımlanmıştır. IUCN (Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği) kategorilerine göre bu türlerin 7 tanesi "Kritik Düzeyde

Tehlike Altında" (CR) olarak sınıflandırılmıştır. Deltadaki sucul alanlarda yerel türler arasında Cyprinus carpio (Sazan) ve Aphanius danfordii (Kızılırmak dişlisazancığı) sayılabilir. Deltada “nesli tehlike altında” türler de yaşamaktadır. Anguilla anguilla (Avrupa yılan balığı) ve 

Acipenser nudiventris (Şip mersin balığı) türlerine, yapılan güncel çalışmalarda rastlanmadığı rapor edilmiştir.

KIZILIRMAK DELTASI EKOSİSTEM SERVİSLERİ

Kızılırmak Deltasındaki sucul ekosistemlerden sağlanan ekosistem servisleri aşağıda detaylandırılmıştır. Ekosistem servislerinden bahsederken deltanın habitat tiplerinin de uluslararası kabul gören bazı indeksleri göre tanımlanması gerekmektedir. Buna göre Tablo 1’de Kızılırmak Deltası’nda var olan habitat türleri ve her iki sınıflandırmada karşılık gelen isimleri yer almaktadır.

 

Tablo 1: CLC Arazi Kullanım Sınıflarının MAES Ekosistem Tiplerine Dönüşümü

CLC Seviye 1 CLC Seviye 2 CLC Seviye 3 MAES Seviye 1 MAES Seviye 2
Yapay Yüzeyler Şehir dokusu Sürekli şehir dokusu; Kesintili şehir dokusu   Kentsel ekosistemler
  Sanayi, ticaret ve ulaşım birimleri Sanayi veya ticaret birimleri; Yol ve demiryolu ağları; Liman alanları; Havaalanları    
  Maden, atık ve inşaat alanları Maden çıkarma alanları; Katı atık alanları; İnşaat alanları    
  Tarımsal olmayan yapay yeşil alanlar Yeşil şehir alanları; Spor ve eğlence tesisleri    
Tarımsal Alanlar Ekilebilir arazi Sulanmayan ekilebilir arazi; Sürekli sulanan arazi; Çeltik tarlaları Karasal Tarım arazisi
  Kalıcı ürünler Bağlar; Meyve ağaçları ve meyvemsi bitki plantasyonları; Zeytinlikler    
  Merelar Meralar   Otlak
  Heterojen tarım alanları

Kalıcı ürünlerle ilişkili yıllık bitkiler; Karmaşık yetiştirme desenleri; Temelde tarım alanı olup doğal bitki örtüsünün de bulunduğu alanlar; Tarımsal ormancılık alanları

  Tarım arazisi
Orman ve Yarı Doğal Alanlar Ormanlar Geniş yapraklı orman; İğne yapraklı orman; Karışık orman   Orman
  Çalı ve/veya otsu bitki birlikleri Doğal otlaklar; Fundalıklar ve makilikler; Sklerofil (sert yapraklı) bitki örtüsü; Geçiş halindeki ağaçlık-çalılık alanlar   Otlak; Fundalık ve çalılık; Orman
  Az bitki örtülü veya bitki örtüsüz açık alanlar Plajlar, kumullar, kumlar; Çıplak kayalıklar; Seyrek bitki örtülü alanlar; Yanmış alanlar; Buzullar ve kalıcı kar   Seyrek bitki örtülü araziler
Sulak Alanlar İç sulak alanlar İç bataklıklar; Turbalıklar   İç sulak alanlar
  Denizel sulak alanlar Tuzlu bataklıklar; Tuzlalar; Gelgit alanları Denizel Deniz girişleri ve geçiş suları
Su Kütleleri İç sular Akarsular; Su kütleleri (göller vb.) Tatlı Su Nehirler ve göller
  Deniz suları Kıyı lagünleri; Estuarlar (nehir ağızları) Denizel Deniz girişleri ve geçiş suları
    Deniz ve okyanus   Kıyısal, sahanlık ve açık deniz

MAES: Mapping and Assessment of Ecosystems and their Services (Ekosistemlerin ve Hizmetlerinin Haritalanması ve Değerlendirilmesi)

CLC: Coordination of Information on the Environment Land Cover (Çevresel Bilgilerin Koordinasyonu Arazi Örtüsü)

Şekil 1: Kızılırmak Deltası

Şekil 1: Kızılırmak Deltası

1. Tedarik Ekosistem Hizmetleri

İnsanlar ve hayvanlar için gıda (balıkçılık verimliliği), hammaddeler (sucul bitkiler, kabuklar, sazlar), balıkçılık, tatlı su temini, toprak oluşumu ve besin döngüsü ile genetik çeşitliliği kapsar. Kızılırmak Deltasındaki sucul alanlar ve yakın sucul alanlardaki tedarik hizmetleri başlıklar halinde incelenmiştir.

1.1. Gıda: Ekosistemler, biyolojik çeşitlilik ve ekolojik süreçler aracılığıyla insanlığın besin ihtiyacını karşılayan devasa birer üretim merkezidir. Gıda servisi, sadece tarım arazilerini değil, okyanusları, ormanları ve meraları da kapsar. Gıda başlığını kendi içerisinde 3 alt başlıkta incelenebilir. Bunlar, Bitkisel ürünler, hayvansal ürünler, deniz ve tatlı su ürünleri, genetik çeşitlilik ve dayanıklılıktır. Kızılırmak Deltası’ı gıda açısından son derece zengin ve üretken bir deltadır. Su ürünleri açısından balıkçılık (balıklar, omurgasızlar, kabuklular vb.), kamışçılık temel ürünler olarak sayılabilir. Tablo 

1.2. Sağlık: Ekosistem hizmetleri, insan sağlığı ve refahını desteklemede hayati bir rol oynar. Bu hizmetlerin koruyucu hekimlik ile entegre edilmesi; sağlık araştırmalarını, eğitimini ve günlük tıbbi uygulamaları iyileştirmek için önemli bir yol olabilir. Birçok doğal organizma, "tedarik edici ekosistem hizmetleri" çerçevesinde anlaşılabilecek bir ilişki ile insan sağlığına katkıda bulunur. Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları kapsamında

özellikle tıbbi sülük tedavisi (hirudoterapi), en eski ve en dikkat çekici tedavilerden biri olarak öne çıkar. Biyomedikal açıdan Hirudo sp., geleneksel tıpta yüzyıllardır kullanılmaktadır. Güncel uygulamalar arasında kan dolaşımının iyileştirilmesi, rekonstrüktif cerrahi sonrası venöz tıkanıklığın azaltılması ve sülük tükürüğündeki hirudinin antikoagülan özellikleri sayesinde yara iyileşmesinin artırılması yer alır. Sülüğün ekosistem dengesini düzenlemeye yardımcı olduğu alanlar şunlardır:

  1. Hem av hem de avcı olarak ekosistemde önemlidirler.

  2. Birçok organizma sülükleri tüketerek ekolojik dengeye katkıda bulunur.

  3. Tatlı su ortamlarındaki balık türleri sülüklerle beslenir.

  4. Balıklar ve kuşlar sülük popülasyonlarını kontrol ederek aşırı çoğalmayı önler.

  5. Sulak alanların yakınındaki kuşlar sülükleri avlayarak yavrularını besler.

  6. Sülük popülasyonu biyoçeşitliliği ve ekosistem sağlığını destekler.

Hirudo verbana (Tıbbi Sülük), 1987'den beri CITES Ek II listesinde yer almaktadır. Kızılırmak Deltası'ndan toplanan sülüklerin ulusal ve uluslararası ticareti, doğal popülasyonların korunmasını sağlamak amacıyla bir kota sistemi kapsamında düzenlenmektedir. Tablo 2 tedarik ekosistem servisi olarak faydalanılan su ürünlerini göstermektedir. 

Tablo 2: Kızılırmak Deltası’ndaki Akuatik ekosistemlerden “Tedarik Ekosistem Servis” açısından faydalanılan ürünler

Tür Tedarik
Sülük (Hirudo sp) x
Saz ((Phragmites australis) x
Goga (Cattail Juncus sp.) x
Su (Kızılırmak River) x
Sazan (Cyprinus carpio) x
Sudak (Sander lucioperca) x
Rus Kefali (Mugil soiuy) x
Gökkuşağı Alabalığı (Oncorhynchus mykiss) x
Whelk (Rapana venosa) x
Tatlısu Kereviti (Astacus leptodactylus) x

1.3. Hammaddeler: Hammaddelerin ekosistem hizmeti; inşaat, zanaatkarlık, enerji üretimi ve çeşitli geleneksel/endüstriyel uygulamalar için ekosistemlerden elde edilen doğal biyotik ve abiyotik maddelerin arzını kapsar. Bu malzemeler arasında kereste, bitki lifleri, odun dışı orman ürünleri (NTFP), yakacak odun ve biyokütle bulunur. Sucul ortamdaki en önemli hammaddelerden biri Sazdır (Phragmites australis). Saz, geleneksel ve modern kullanımları aracılığıyla çok sayıda tedarik hizmeti sağlayan değerli bir doğal kaynaktır. Yenilenebilir bir hammadde olarak; çatı kaplama, duvar panelleri ve doğal yalıtım için inşaat sektöründe uzun süredir kullanılmaktadır. Ayrıca sepetçilik, hasır dokuma ve mobilya yapımı gibi el sanatlarında da yaygın olarak kullanılır. Bunların ötesinde kağıt üretimi için lif ve biyoenerji için biyokütle sağlayan önemli bir endüstriyel malzemedir. Ayrıca sazlıklar, atık su arıtma sistemlerinde (fitoremediasyon) kirleticilerin giderilmesine yardımcı olur. Sazlar, ney, zurna ve klarnet gibi nefesli çalgıların kamışlarının yapımında kullanıldığı için kültürel ve müzikal bir öneme de sahiptir. Kızılırmak Deltası'nda sazlar geleneksel olarak hasat edilir ve pazarlanır. Hasat edilen sazlar genellikle hasır, sepet üretimi, hayvan barınaklarının çatılarının kapatılması ve ahır zeminlerine serilmesi için kullanılır. Ayrıca geleneksel ekmek fırınlarında odun yerine yakıt olarak kullanılır. Bir diğer önemli sulak alan bitkisi olan Goga (Juncus sp.) yöre halkı tarafından sökülüp kurutularak çiçekçilere aranjman malzemesi olarak gönderilmektedir. Bu faaliyet, deltada yaşayan aileler için önemli bir gelir kaynağıdır.

Kızılırmak Deltası'nın en önemli doğal kaynakları olan yer altı ve yer üstü suları; evsel kullanım, tarım, sanayi ve enerji üretimi gibi amaçlarla kullanılmaktadır. Bafra Ovası'nın ana su kaynağı, yıllık ortalama 184 m3/s debisi ile Kızılırmak Nehri'dir. Bölgede 1991'de işletmeye alınan Derbent Barajı'ndan beslenen geniş bir sulama kanalı ağı (S1 ve S2 kanalları) bulunmaktadır.

1.4. Balıkçılık: Kızılırmak Delta alanlarındaki ve deltadaki göllerdeki balıkçılık, hem ekosistemi hem de delta sakinlerinin ekonomik gelirini desteklemek açısından çok kritiktir. Balıklar üzerinde aşırı avlanma, kirlilik ve istilacı yabancı türler gibi çeşitli baskı faktörleri bulunmaktadır. Baskı sadece avlanmadan değil, aynı zamanda istilacı yabancı türlerden de gelmektedir. İstilacı yabancı türler genellikle besin, alan ve üreme bölgeleri için yerli balıklarla rekabet ederler. Yerli balıklarla veya onların yumurtalarıyla beslenerek popülasyonun azalmasına yol açabilirler. Bazı istilacı türler sucul habitatların fiziksel veya kimyasal özelliklerini değiştirir. Yerli olmayan türler, yerli türlerin direncinin olmadığı yeni patojenleri ve parazitleri ekosisteme sokabilirler. Bu durum balık ölüm oranlarını artırır, yerli balık popülasyonlarını zayıflatır ve balıkçılık verimliliğini düşürür. Bazı istilacı yabancı türler belirli ekonomik fayda sağlasalar da, aynı zamanda diğer ekosistem hizmetleri üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Sonuç olarak, IAS'leri bütünsel bir şekilde değerlendirmek oldukça karmaşıktır. Diğer bir deyişle, bu türlerin zararlı mı yoksa yararlı mı kabul edileceği, büyük ölçüde etkiledikleri spesifik ekosistem hizmetlerine bağlıdır. Kızılırmak Deltası'nda, balıkçılığı geliştirmek, yerel ekonomiyi desteklemek veya biyolojik kontrol ajanı olarak hizmet etmek amacıyla sulara kasıtlı olarak birkaç tür sokulmuştur. Ancak zamanla, bu kasıtsız müdahaleler doğal ekosistemi ciddi şekilde bozmuş ve tamamen yeni bir ekolojik yapının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kızılırmak Deltası’na sonradan insan eliyle getirilen Sudak balığı (Sander lucioperca)  ekonomik fayda bakımında oldukça önemli bir tür olmasına ragmen yerli Sazan (Cyprinus carpio) popülasyonunu tamamen ortadan kaldırmıştır. İsrail Sazanı (Carassius gibelio) ise ekonomik bir yararı olmamasına ragmen sucul ortamda yayılmasıyla rekabeti ve avlanma baskısını daha da yoğunlaştırarak hem Sazan'ı hem de Sudak balığını yok olma eşiğine getirmiştir. Yine kerevit insan eliyle getirilmiş ve ekonomik olarak yarar sağlayan IAs türü olarak öne çıkarken doğal ekosistemin değişmesine neden olmuştur.

2. Düzenleyici/Desrekleyici Ekosistem Servisleri

Su kalitesinin düzenlemesi (kirleticilerin filtrelenmesi, besin maddelerinin tutulması), yerel ve bölgesel iklim düzenlemesi, hidrolojik rejim düzenlemesi (sel tamponlaması, akış düzenlemesi), yağmur sırasında su depolama, erozyon önleme (kıyı stabilizasyonu), yangın rejimi düzenlemesi, hastalık ve hava kalitesi düzenlemesi dahil olmak üzere. Yoğun kıyı veya su bitki örtüsüne, sulak alanlara ve sediment tutma bölgelerine sahip alanlarda, selleri tamponlama, sedimentleri tutma ve su kalitesini iyileştirme konusunda güçlü bir kapasite gösterdiğinde, yüksek değerler olarak yorumlanır.  Su kalitesinin düzenlenmesi öncelikle besin ve kirletici filtrasyonu yoluyla gerçekleştirilir. Delta ve ona bağlı sulak alanlar ve lagünler, yukarı havzadaki tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan azot ve fosfor gibi kirleticiler ve fazla besin maddeleri için doğal bir filtre görevi görür. Çalışmalar, bu sığ, kıyı sularının, nehrin ekili havzası ile deniz arasında besin transfer havzaları olarak işlev gördüğünü göstermektedir. Aktif olarak ağır bir besin yükünü yakalar ve işler. Kızılırmak Nehri'nin kıyıları boyunca uzanan ve kıyı bölgeleri olarak bilinen doğal bitki örtüsü, yaygın kaynaklı kirleticilerin filtrelenmesi için kritik öneme sahiptir. Bu alanlar, tarımsal akıntının ana nehir kanalına girmeden önce emilmesi için tampon görevi görür; bu işlev, özellikle tarımın akarsu kıyılarına yakın uzandığı ova alanlarında hayati önem taşır.  İkinci olarak, su kalitesi düzenlemesi, sediment tutma ve kıyı stabilizasyonu yoluyla gerçekleştirilir. Deltanın fiziksel yapısı ve içinde yetişen bitki örtüsü, erozyon ve sediment akışının kontrolü için çok önemlidir. Araştırmalar, Kızılırmak Nehri'nin akışının doğal olarak önemli miktarda 

sediment taşıdığını ve biriktirdiğini, bunun da deltayı ve eşsiz habitatlarını desteklediğini göstermektedir. Ancak, yukarı havzada inşa edilen hidroelektrik barajlar bu doğal süreci ciddi şekilde bozmuş ve yapılan çalışmalar deltaya ulaşan sediment miktarında büyük bir azalma olduğunu ortaya koymuştur. İklim değişikliği ve barajların etkisiyle azalan sediment yükü, deltanın ekolojik dengesini ve kıyı erozyon oranlarını etkilemiştir. Tarımsal akıntı, endüstriyel kirlilik ve kentsel atık sular su kalitesi sorunlarına yol açmaktadır.

Yerel ve bölgesel iklim düzenlemesi, ekosistemlerin birbirine bağlı biyofiziksel ve biyokimyasal süreçler yoluyla mikro ve mezoklimatik koşulları etkileme kapasitesini yansıtan kritik bir düzenleyici ekosistem hizmetidir. Bitki örtüsü, albedoyu değiştirerek, yüzeyleri gölgeleyerek ve buharlaşma yoluyla su buharı salarak yerel enerji dengelerini düzenler; bu mekanizmalar hava sıcaklığını düşürür ve ısı stresine karşı tampon görevi görür. Kızılırmak Deltası'nın iklimi, Güney Karadeniz ve Samsun ikliminin tüm özelliklerini göstermiştir. Samsun ili, Güney Karadeniz kıyı bölgesi olarak genel olarak ılıman bir iklime sahiptir. İklim, iç kesimlerde ve kıyı şeridinde iki farklı özellik göstermektedir. Akdağ ve Canik Dağları'nın etkisi iç kesimlerde gözlemlenmektedir. Sahil şeridinde (şehir merkezi, Terme, Çarşamba, Bafra, Alaçam, Ondokuz Mayıs, Tekkeköy ve Yakakent ilçeleri) Karadeniz ikliminin etkileri görülmektedir. Bu nedenle sahil şeridinde yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı, ilkbahar ise sisli ve yağışlıdır. İklim analizi, Samsun İli Doğal Koruma Alanları, Kızılırmak Deltası, Sulak Alan ve Kuş Cenneti gibi bölgenin meteorolojik özelliklerini ortaya koymak amacıyla kurulan ve veri üreten 2 meteoroloji istasyonunun (Bafra ve Samsun Bölge) verilerine dayanarak yapılmıştır. Veriler, 1929-2016 yılları arasında Samsun Bölge Meteoroloji İstasyonundan elde edilmiştir. Sıcaklık projeksiyonuna bakıldığında, 2041–2070 yılları arasında 1-3°C, 2071–2099 yılları arasında ise yıllık ortalama 0.5-6°C’lik bir artış beklenmektedir. Özellikle kış mevsimindeki sıcaklık artışı, yağışın kar yerine yağmur şeklinde düşmesine neden olabilecektir. Kar yağışının azalması ve ilkbaharda karların erken erimesi, yıl boyu su sağlayan bu önemli kaynağın verimliliğini düşürecektir. Ayrıca artan sıcaklıklar, buharlaşma yoluyla daha fazla su kaybına yol açabilecektir. Karadeniz bölgesinde (Kızılırmak Deltası'nı da kapsayacak şekilde) yaz aylarında yağış miktarının artabileceği öngörülmektedir. Bu durum, bölgede şiddetli yağış ve sel baskını risklerini artıracaktır. Değişen iklim koşulları ve alışılmadık çevre şartları, nehir havzalarında ciddi riskler oluşturarak yerel türlerin direncini zorlayacaktır. Gelecekte, deltada daha sıcak kışlar, su kaybına neden olan yüksek buharlaşma ve artan sel riski ile karşı karşıya kalması olasılıklar arasındadır. 

Kızılırmak Deltası'nın su rejimi, özellikle çeşitli balık topluluklarını destekleyerek tatlı su ekosistemlerinin ekolojik bütünlüğünü ve biyoçeşitliliğini korumada hayati bir rol oynar.

Deltanın hidrolojik dinamikleri esas olarak; mevsimsel yağışlar, kar erimesi ve yukarı havza baraj operasyonlarından etkilenen Kızılırmak Nehri tarafından kontrol edilir. Bahar aylarında, eriyen kar ve yağışlar su seviyelerini artırarak göller ve lagünler arasındaki hidrolojik bağlantıyı yeniden kurarken; yazın buharlaşma ve azalan girişler su seviyelerinin düşmesine ve bu su kütlelerinin birbirinden kopmasına neden olur. Bu dalgalanan su rejimi, tatlı su balık habitatlarını doğrudan etkileyerek yumurtlama, beslenme ve göç yollarını şekillendirir. Delta, Cyprinus carpio (Sazan), yanı sıra Carassius gibelio (İsrail Sazanı) ve Pseudorasbora parva (Çizmeli Balık) gibi istilacı türlere de ev sahipliği yapmaktadır. Aşırı su çekimi, baraj düzenlemeleri ve iklim kaynaklı kuraklıklar nedeniyle doğal su rejiminde meydana gelen bozulmalar; habitat kaybına, tuzluluğun artmasına ve toleransı yüksek veya istilacı türlerin yayılmasına yol açmıştır. Bu nedenle, entegre su yönetimi yoluyla istikrarlı ve ekolojik olarak işlevsel bir su rejiminin sürdürülmesi, deltanın tatlı su balık çeşitliliğinin korunması ve sunduğu ekosistem hizmetlerinin devamlılığı için esastır. Kızılırmak Deltası içerisinde çeşitli büyüklüklerde çok sayıda göl ve lagün bulunmaktadır. Bahar aylarında su seviyeleri yükselerek hemen hemen tüm göller arasında bağlantı kurulur; ancak yazın yağış azalması ve buharlaşma ile bu bağlantılar kopar. Doğal su rejimi korunamazsa, bitki örtüsü ve biyoçeşitlilik üzerinde olumsuz etkiler beklenmektedir. Yeterli suyun sağlanamadığı kurak yaz aylarında, ıslak çayır ve bataklıklardan su çekilmesi, alt toprak katmanlarındaki tuzların yukarı hareket etmesine ve yüzey toprağının tuzlanmasına neden olur. Bu süreç, bitki kompozisyonunu değiştirerek tuzcul (halofit) bitkilerin yayılmasını tetikler. Tuzcul türlerin artışı, çayırların verimliliğini düşürür ve hayvancılığı olumsuz etkiler. Deltadaki çayırlarda son dönemde görülen sivri kofun (Juncus acutus) yayılımının, bozulan su rejiminin bir sonucu olduğu düşünülmektedir.

Şiddetli yağışlar sırasında su depolama, doğal ekosistemlerin yağış ve akıştan gelen fazla suyu geçici olarak tutma yeteneği olan kritik bir ekosistem hizmetidir. Kızılırmak Deltası, şiddetli yağış dönemlerinde çevredeki alçak araziler ve tarım alanları için bir tampon görevi görerek doğal bir su depolama ve sel düzenleme sistemi olarak işlev görür. Deltanın sulak alanları, gölleri, bataklıkları ve sazlıkları; fazla yüzey suyunu geçici olarak depolayan ve mansap yönündeki sel risklerini azaltan doğal tutma bölgeleridir. Kızılırmak Deltası'ndaki yeraltı suyu beslemesi; yüzey suyu, yağış ve tortu (sediman) özellikleri arasındaki etkileşimle yönetilir. Bahar ve erken yaz aylarında, nehir debisi ve yağış yüksek olduğunda, fazla yüzey suyu alüvyonlu topraklar ve geçirgen tortulardan süzülerek yeraltı suyu akiferlerini doldurur. Balık, Cernek, Uzun ve Liman Gölleri gibi sulak alanlar, suyun yavaşça yeraltına sızmasına izin veren geçici rezervuarlar olarak kritik rol oynar. Sulak alanlar, sazlıklar ve kıyı vejetasyonu su akışının ve dalgaların enerjisini dağıtarak erozyonu azaltan doğal tamponlar görevi görür. Özellikle sazların (Phragmites australis) yoğun kök sistemleri toprak parçacıklarını birbirine bağlayarak taşınmalarını engeller. Kıyı kumulları ve nehir kenarı ormanları da deltayı Karadeniz'in dalga etkisinden korur.

Düzenleyici/Destek Ekosistem servisleri arasında hastalık ve sağlık düzenlemesi sulak alan ve tatlı su habitatlarının ekolojik dengesini sağlayan temel bir hizmettir. Deltanın balıklar, amfibiler, sucul omurgasızlar ve mikroorganizmalardan oluşan zengin biyoçeşitliliği, patojen kontrolü ve su kalitesinin düzenlenmesinde anahtar rol oynar. Sedimanlardaki yerli mikrobiyal topluluklar, organik maddenin doğal ayrışmasına ve patojenlerin biyolojik olarak yok edilmesine katkıda bulunarak su kaynaklı hastalıkların yayılmasını azaltır. Sağlıklı balık popülasyonları ekosistem sağlığının göstergeleridir. Ancak, Carassius gibelio, Pseudorasbora parva ve Gambusia holbrooki gibi istilacı yabancı türlerin girişi yerli türleri tehdit eden parazit ve patojenler için taşıyıcı görevi görerek hastalık dinamiklerini değiştirmiştir. İklim değişikliğinin, su sıcaklığını artırarak Karadeniz bölgesinde daha önce görülmeyen tropikal patojenlerin yayılmasını tetiklemesi beklenmektedir.

3. Kültürel Ekosistem Hizmetleri

Bilimsel eğitim, eko-turizm, rekreasyon, estetik ve manevi değerler ile çevre bilincini kapsar. Rekreasyon ve öğrenmeyi teşvik eden; erişilebilir, manzaralı ve biyoçeşitliliği yüksek olan sucul ortamlar (örneğin göl kıyıları, kıyı sulak alanları, mangrov yürüyüş yolları, ziyaretçiler için delta gözlem bölgeleri/noktaları) yüksek değer olarak yorumlanır. Kirlenmiş, sanayileşmiş veya erişilemeyen, rekreasyonel veya eğitsel potansiyeli sınırlı su kütleleri ise düşük değer olarak kabul edilir. Kültürel ekosistem servisleri arasında bilimsel  bilimsel çalışmalar, fiziksel ve zihinsel  sağlığa katkı, eko-turizm ve rekreasyon, estetik ve manevi değerler, farkındalığın artırılması  açısından çok önemli katkılar sunmaktadır.  Delta göllerinde ve Kızılırmak Nehri’nde eğlence amaçlı balık avcılığı, doğa yürüyüşleri, kamp alanları, bisiklet güzergahları ve kuş gözlem sahaları ile yerel, ulusal ve yabancı ziyaretçilere hizmet vermektedir.